23 Mart 2018 Cuma

Albert Camus - Yabancı kitap yorumu

Albert Camus okumayı çoktandır istiyordum. Hatta Facebook'ta yazar olarak Camus'ye beğeni yapan arkadaşlarıma özenip "Vay be ne felsefik yazılara kafa yoruyor" diye gıpta ediyordum. Camus'nün felsefesi Sarte'ye benziyor, kitabın önsözünden alıntılayıp biraz fikir vereceğim. Yine kolay anlaşılır bir kitapla karşı karşıyayız. Bulantı'dakine benzer bir erkek kahramanımız var, buradakinin farkı bir işi olması. Yani öyle çok gözde büyütülecek bir kitap değil bana göre.

"Albert Camus'nün dünya görüşü, yaşamın anlamsızlığından, saçmalığından kaynaklanan bir anlayış kavrayışından yola çıkmaktadır. Değil mi ki yaşam bir yerde ölümle, yani -yoklukla- sonuçlanıyor, öyleyse nedir bu didinip durma, bu yedim içtim, aldım verdim, benim senin kavgasının anlamı? 

Albert Camus için yaşam, insan yaşamı, bir saçma, bir anlamsız, bir akıl dışı, bir mantık dışı yaşamdır. Yani başlangıçta bir karamsarlık, bir umutsuzluktur söz konusu olan. Ama umutsuzluktan yola çıkmak, sonuna dek umutsuz olmayı gerektirir mi? Hayır diyor Albert Camus." ...


Kitap topluluğumuzda okumak için seçtimiştik bunu. Okuduk ve etkinlik resminde tarihten anlaşılacağı gibi tartıştık bile. 

Çok soğukkanlı bir adamın hikayesi, kitabın başında annesi ölüyor bunu bile duygusuz karşılıyor. Duygularıyla yaşayan bir adam değil dolayısıyla bunalımda veya depresyonda olduğunu söyleyemiyoruz. İş yeri ve yaşadığı apartmanda geçen olayları anlatışını, tasvirlerini ve buralarda karşılaştığı kişilerle diyaloglarını okuyoruz. Gerçekten çok "cool" olan bu adamın, kendisiyle evlenmek isteyen arkadaşına rahatlıkla O'nu sevmediğini ama isterse evlenebileceklerini söylediğini okuyoruz. Anlatımda başka bir kadın bunu istese O'nu da sevmediği halde evlenmeyi kabul edeceğini söylüyor. 

Apartman komşusunun belalısını öldürerek hayatında bir dönüm noktası yaşıyor baş karakterimiz. Bu kumsalda gerçekleşiyor ve sebep ise sadece gözüne giren güneş. Tutuklanma ve hapis sürecini de hiç kendini kapıp koyuvermeden, normal bir şekilde karşılıyor. Tanrıya inanmıyor hapisanede yanına gelen papazı kovuyor. İlkelerinden asla ödün vermeyen bu karakterin sonu ne olacak okumalısınız. En önemlisi güçlü, ayakları yere basan bu adamın anlatım tarzı sürükleyici ve soğukkanlılığının hayranlık uyandıran bir tarafı var. Çıktığı mahkemede bile kimseye yaranmaya çalışmıyor, doğrularından şaşmıyor ve bunları da açıkça söylüyor.

Kitap topluluğumuzun buluşma fotoğraflarıyla yazımı bitiriyorum. İlgisini çekenlere iyi okumalar :)



2 yorum: