3 Nisan 2016 Pazar

Son Okuduklarım ve Hayat

Merhaba! :) Uzun zamandır yazmadığımın farkındayım. Yazarlık atölyesi, doktora derken çok yoruluyorum. Bir de yazarlık atölyesi için bir Facebook hesabı açtım, oradaki arkadaşlarımı ve en iyi arkadaşlarımı ekledikten sonra istediğim gibi takılıyorum. 

Bu günlerde daha doğrusu birkaç hafta önce, bloglarda sürekli reklamı, tanıtımı yapılan bir kitap vardı: Cadı Avcısı. O kadar çok övgü duydum ki hakkında, meraktan alıp bir solukta okudum. Ergen fantazi romanı ama olayların ilginçliği ve anlatımın akıcılığı hiç sıkmadan, sizi de genç hissettirerek heyecanla okutuyor. Ben de tavsiye ediyorum yani, alın okuyun :)


Diğer tavsiye edeceğim kitap benim üniversitemde yani Akdeniz Üniversitesi'nde Kamu Yönetimi okuyan, yurtta kalan, şahane, neşe yüklü 25 yaşındaki bir kızın kitabı, ismi Şeyma Koç. Bu bir öykü kitabı, ismi Küllerin Şehveti. Ben kitabını imzalatma fırsatı buldum ve öyle bir yazı yazdı ki, bunu erkekler beceremez, bu şekilde hislerini ifade edemez. Öykülerini çok akıcı yazmış ama öykünün yapılandırılması açısından acemiliği var. Ben yazarlık atölyesinde bu işleri öğrenince biraz ukalalık yapabilirim artık :) Ama hızlı bir akış içerisinde zevkle okudum kitabını, kendisine de ifade ettiğim üzere, başarılarının devamını diliyorum.


Başka neler mi yapıyorum? Sürekli astronomi çalışıyorum... Doktorada aldığım dersleri vermeye uğraşıyorum ve inanın astronomi konusu çok zor. Dünya fizik kuralları bile işlemiyor uzayda. Kafam çok yoruluyor ve dinlenmesi zaman alıyor. Zor olan ile güzel olan arasında esrarengiz bir bağ varmış ya, o derece de güzel...

Buraya daha sık yazabilme dileklerimle birlikte mutlu, huzurlu bir pazar diliyorum... Baharın keyfini sonuna kadar çıkarın açık havada.

   

8 Şubat 2016 Pazartesi

Doğumgünüm

Dün komşular ve kızlarıyla doğumgünümü kutladık. Pasta dışında kıymalı börek vardı. Annemin kafasına göre yapıldığı için tarifini buraya koyamayacağım ama içinde soğan ve biber vardı. Çok ayarında bir acılık katmıştı biberler. Çok nefisti çerez gibi yedik, bir büyük tepsi börek bitti neredeyse. Ben öncesinde diyette olduğum için kutlama sonrası diyeti devam ettirme konusunda vücudum biraz direnç gösterdi. Ama bugün ölçülü yemeğe devam...


Mumları söndürmeden öne dilek tutmayı unuttum ama sadece sağlık diliyorum. Kendime, aileme ve hepimize... Klasik bir söylem olacak ama çok doğru: Herşeyin başı sağlık.

Önceki geceler dışarıda çok zaman geçirdiğim gece için bir plan yapmadım. Her çıktığımda içki içtiğimden bunu da kısıtlamak istedim. 

Son olarak okuduğum kitabın bir sayfasını çekip gönderdim bir arkadaşıma geçenlerde. Enerjisi çok düşüktü ve okuyup neşesi yerine gelsin istedim. Yazılanı uygulamak, sabah uyandığımızda yürekten kahkaha atmak kolay değil ama denemekten zarar gelmez. 


Bu arada ben bu satırları aşağıdaki manzara karşısında bir ağacın altına oturup okuduğum için coşmuştum ve bana herşey mümkün geldi :)


Dileklerimizin kabul olması umuduyla, iyi haftalar!

4 Şubat 2016 Perşembe

Mask Ethnic Fun

Dün akşam çoktandır gitmek istediğim bir yere gittik arkadaşlarla. İsmi Mask Ethnic Fun. Burası vejetaryen yemekler yapan ilk yer olarak Antalya'da ün saldı. Çok harika müzikler yapan grupların sahne aldığını da biliyordum. Caz, etnik müzik yapan gruplar ile dolu dolu programları var.

Dün Morenika diye bir grubun sahne alacağını duydum ve ilk defa bu mekana gitmek için kolları sıvadım. Kışın mutfakları açık değilmiş. Sıcak şarap ve şömine de yazıyordu mekanın reklamında ama şömine yanmıyordu. Ben şömine yeri de göremedim hatta. Kadeh kırmızı şarap istedim ama gerçekten çok kötü bir şaraptı. Mekanın iç dekoru, nezihliği konusunda da hayal kırıklığına uğradığımı söyleyeyim. Ama canlı müzik çok güzeldi, grup harikaydı. Çok güzel Yugoslav müzikler dinledik. Çingeneler Zamanı filminin müziklerinden de çalıp söylediler. Ayrıca Karadeniz, Ege müzikleri de vardı biraz biraz.


İki video çektim ama bayıldığım müzikleri izledikten sonra ancak elim telefona gitti. Maalesef Youtube videoları tepetaklak açtığı için buraya yüklemek istemedim. Onun yerine size mekanın facebook sayfasından Morenika'nın bir videosunu buldum, tıklayın lütfen .

Müthiş bir ses, iyi seyirler...

31 Ocak 2016 Pazar

Akşam Yürüyüşü

Dün akşam yürüyüşe çıktım ve hava ılık olmasına rağmen ortalıkta kimsecikler yoktu. Ya da bana termal taytla filan ılık geldi :) Ortalık köpek kaynıyordu, bu arada biri bu bodüre çıkmış diğer köpeklerin havlamalarına kızgın havlamalarla cevap veriyordu.


Arabayı otoparka bırakıp yürümeye başladım. Dönüşte bir banka oturup birşeyler atıştırdım ve Whatsapp'ta takıldım. Tam kafam önümde mesaj yazıyordum ki, karanlıklardan bir sokak genci çıkıp benden para istedi. Elinde dua kartları vardı. Kardeşlerinin ve kendisinin aç olduğunu söyledi, mutlu anlarımda dilencilere para veririm. Çocuk uyuşturucu kullanıyor gibi duruyordu ama biraz da korkumdan, (çünkü ağaçların arasında kimse yoktu ve o an istese çantamı alabilir, bana zarar verebilirdi) para verdim. Ben devamlı aynı yerde yürüyüş yaptığım için daha önce de görmüş olabilir aslında. İnşallah karnını doyurur, beni günaha sokmaz.

Parkın iç tarafındaki apartman dairelerinden biri ilgimi çekti sonra. Perdeler açık loş bir ışık geliyordu içeriden. Gözlerimi kapadım ve denize sıfır bir dairede güneşin batışını izlediğimi hayal ettim, yanımda sevgilim ve elimde şarap kadehiyle... Gerçekten tüm benliğimle hissettim o zevki. Çok nadir anlarda başkalarına özenirim, hemen hemen hiçbir zaman. Ama dün akşam o dairelerden birinin sahibi olmak isteği duydum içimde. 

Şimdi kahvem bitmek üzere ve pazar sabahı yürüyüşüne çıkacağım. Gezindiğim yerlerden kareler sunayım size. Başka bir sabah yürüyüşünden...




 Mutlu pazarlar!

30 Ocak 2016 Cumartesi

L.O.V.E.

Yayınımı dün yaptığım kurabiyelerle açıyorum. Resimden anlaşılacağı gibi kime yapıldığı belli... Hamur ve krema tarifini yeni keşfettiğim yemek.com sitesinden aldım. Paylaşayım, resimde gördüğünüz gibi ben farklı yorumladım yapım şeklini: Sandviç kurabiye tarifi 


Falezlerde yürüyüşlerimi aksatmıyorum. Yürürken de enfes manzaralar izliyorum. Seçmece bir tane görmek ister misiniz? Güneş tam bu sivri zirveli dağın arkasında batarken...


Antalya Kaleiçi'ni bilmeyen yoktur. Eski evler koruma altına alınmıştır ve yıkılmaz, sadece restore edilebilir. Butik pansiyonlar, oteller ve barlar bulunur. Hepsi birbirinden güzel... Her perşembe yürüyüş grubumdaki arkadaşlarla Karaf Bistro'da toplanıyoruz. Genelde de bir fotoğraf gösterisi yapılıyor. Öncesi ve sonrasında da bol bol sohbet. Adından da anlaşılacağı gibi bir şarap evi, bir konak restore edilerek yapılmış, içi şahane. Geçen perşembe oraya gitmeden canım bira istediği için Shaker Pub diye bir yere uğradım. Bira ve patates kızartması istedi o gün canım. Dışarıda yanan bu ateşin dibinde oturmak da beni cezbetti.


Çok genç bir kesime hitabeden bir bardı. Canlı müzik grubunun solisti de sesini çok amatörce kullanıyordu, şarkıları çoğu kez bozdu. Ayrıca fazlasıyla şişirilmiş bir ücret ödedim patatesler için. Ama yine de o ateşe değerdi diyeyim ;) ve bu yazımı bitireyim...

Mutlu bir haftasonu olsun...

26 Ocak 2016 Salı

Son Zamanlarda...

Uzun süre bloga yazmayınca içim bir tuhaf oluyor, ne kadar meşgul olursam olayım yazayım istiyorum, hatta ne yazacağımı bilmesemde... 

Son günlerde Antalya'da aşırı bir rüzgar var. Kafamıza birşey düşecek diye insanlar evinden çıkmaya korkuyor işte ben böyle bir pazar günü evden çıkıp mahallemizin yakınındaki parktaki çiçekleri çektim kendimi eğlendirmek için, az da olsa bir yürüyüş, hareket...



Halim Yazıcı'nın şiir kitabını bitirdim dün. O kadar soyut anlatımlar var ki, cümleler o kadar havada kalıyor ki. Tamam ödüllü olabilir ama benim tarzım değil dedirtiyor. Ben anlatılanı tam olarak kavrayabilmeliyim. Birşeyler havada kalınca kafa karışıklığı yaratıyor.

Önümüdeki ay Milly Johnson'un D&R'da bulunan bütün kitaplarını almayı planlıyorum. O kadar iyi geliyor ki, tam kadın diliyle yazılmış ve kadınlara göre! Kadınlara dair ne varsa, her türlü ilişki, aşk, annelik konularını işliyor. Ve de idealimizdeki romantik erkek kahramanları var :). Hafif, esprili birşeyler okuyayım derseniz tam size göre...

Şimdi bitirmem gereken işlere dönmem gerekiyor diyordum ki kahvem geldi. Ben biraz daha laflayayım kahve eşliğinde...

Yine bulutlu ve hafif yağmurlu bir günde de sahile gittim. Bulutlarla kaplı gökyüzü ve denizi izlemenin keyfini tatmışsınızdır. İnce kumda sahilde köpekler sevimli sevimli oynaşıyordu, bir video bile çektim, bir sorunla karşılaşmazsam sizinle paylaşacağım, aksi halde bol bol fotoğraf... Termosuma kahvemi almış kıyıda onları izliyordum, sonra biri yanıma sokuldu, sevmez de ne yaparsınız? Ama sonra termos bardağımdaki kahvenin bir yalamalık tadına bakmaz mı aniden!!









İyi seyirler...

17 Ocak 2016 Pazar

Beklenmeyen Misafir - Agatha Christie

Star Wars Güç Uyanıyor filminden sonra vizyonda izlemeye değer bir film göremedim. Cuma akşamüstü Antalya'daki tüm sinemaların programlarını gözden geçirdim, hepsinde kalitesiz Türk filmleri...

Dün sabah hava çok güzeldi. Kahvaltımı yapmadan evden çıktım, kendimi bir pastaneye atıp doyurduktan sonra öğleye kadar yürüyüş yaptım. Bugün ise hava kapalı ve rüzgarlı, kitaplarımla başbaşayım. Bir de canım annemle. Tatlısından salatasına her türlü besliyor beni bugün :)

Bu kitap böyle bir kedi kucaklanarak okunmalıydı :)
Agatha Christe'nin bu romanını mahallemize yakın bir kütüphaneden aldım ve hemen okumaya başladım. Daha roman başlar başlamaz birkaç paragraf sonra bir cinayet işleniyor. Bir kadın kocasını öldürüyor. Kaybolmuş, tesadüfen yoldan geçen bir adam da bu cinayete tanık oluyor. Evde kimse uyandırılmıyor ve bu cinayeti örtbas etmesi için bu adam kadına yol göstermeye başlıyor. Sonunda birlikte bambaşka bir cinayet senaryosu yazıp kadını kurtarma peşindeler. 

Fakat bu cinayetin bir esrar perdesi yok mu? Gerçekten herşey göründüğü gibi mi? Yani katil kadın mı? Soruşturma başlayınca ne olacak? İşte bunu daha sonra göreceğiz.

Agatha Christie'nin olayları anlatış biçimine, betimlemelerine hayranım. Bu kitap da su gibi akacak gibi görünüyor...