Stefan Zweig'la ilgili onlarca övgü yazısı okuduktan sonra kısa zaman içinde yazarın bir kitabını okumayı kafama koydum. Yine üniversite kütüphanesinde gözüme çarpan bir kitap oldu Amok. Bendeki baskısı 1979 ylına ait, Amok Koşucusu o zaman Amok adıyla basılıyormuş ve kitap sadece bu uzun öyküyü içeriyor.
İtiraf etmeliyim, beklediğimi bulamadım Stefan Zweig'da. Duygularla fazla uğraşıyor bu kitabında, bu da bana biraz sıkıntı verdi. Roman kahramanı doktor olmasına rağmen bir hastasına karşı soğukkanlılığını koruyamıyor.
Doktor bir gemi güvertesinde yanına gelen bir yolcuya başından geçenleri anlatır. Bu kitapta da yaşanan olayların anlatılması ile hikaye okuyucuya aktarılıyor. Herşeyi en başından anlatıyor doktorumuz; Almanya'da öğrenim gördüğünü, yaşadığı bir tatsızlık yüzünden egzotik bir ülkede bir koloninin doktoru olarak yaşadığı kıtayı terkettiği günleri... Dört bir yanında orman, fidanlıklar, fundalık, bataklık ve yerliler...
Uzun zaman Avrupalı görmeden geçen günler... Ve günlerden bir gün kapısını çalan bir beyaz kadın!
İşte doktorumuza ne oluyorsa ondan sonra oluyor, kadının bir derdi var ve yardım istiyor. Ancak yine de doktoru pek umursamıyor; dik başlı, gururlu ve soğuk. Detay vermeyeyim, doktor kadına aşık oluyor.
Amok, bir tür cinnet hali anlamına geliyormuş. Önce yardıma yanaşmayan doktorun sonrasında kadına fazlasıyla bağlanması ve yardım etmek istemesi amok hali içinde oluyor.
Aslında Zweig okumaktan vazgeçmiş değilim, bir süre sonra tekrar okumak istiyorum. Siz hangi kitabıyla devam etmemi tavsiye edersiniz?






















