29 Kasım 2018 Perşembe

Teyzem geldiii

Sevgili blogger arkadaşlarım, çoktandır burada size içimi dökmek istiyordum ama ya fırsat bulamadım ya da size de sıkıntı vermek istemedim. Son aylardaki derdim fıtık problemim. Ne bela bir hastalık olduğunu çeken bilir, tuhaf ve dayanılmaz bir ağrısı var. Fizik tedavi de sorunu çözmeyince evde egzersiz ve yüzme ile çözmeye çalışıyorum. Yüzmeye gitmekten çok memnunum, bize yakın bir otelin havuzuna 6 aylığına abone oldum. Sauna ve hamam ve hatta yoga ve pilates dersleri de ücrete dahil. Şu anda yoga ve pilates yapamasam da havuz ve hamam günlük rutinim oldu. Ayrıca bir relax room var bu alanda, yorulunca loş ışıklı bir odada yataklara uzanıp yeşil çayınızı yudumluyorsunuz, arka planda da rahatlatıcı bir müzik. Yüzme de bir süre sonra ağrılı oluyor, burada dinleniyorum.

Siz de dua edin lütfen benim için bir an önce bu hastalıktan kurtulayım 🙏🙏🙏
Günlük hayatımı çok etkiliyor, üniversiteye, büroma gidemez hale geldim, çok sıkıntılı bir durum 😟😓😭

Öte yandan güzel haber ise teyzem ve eniştem ziyaretimize geldi. Ev kalabalık olunca kendimizi daha iyi hissediyoruz annemle. Bazen insan karamsarlığa düşüyor yanlız olunca, eş dost akraba kurtarıcı bu durumlarda. Bu fotoğrafı çekmek için teyzemi güldürdüm :))


Beni biraz blog ortamından uzak tutan bu rahatsızlığım oldu. Burada sızlanmak istemedim ama hiçbirşey yokmuş gibi yazmaya da devam edemedim. Yürüyüşe gidemiyorum ve eskisi gibi gezemiyorum şu anda, gezi yazıları yazacak materyal de yok haliyle. Kitap okuyorum tabii ki, onların yorumları gelecek. Şu an üç kitap bir arada gidiyor: Kadın Dedektif, Sapiens ve Safir Mavi.

Ağrılı olunca yazmak ve aslında hiçbirşey yapmak istemiyor insan ama geçmesi için elimden geleni yaptığım için iyileşeceğimi düşünüyorum, takmamaya çalışıyorum. Sizlerin yazılarını da zevkle okuyorum, bunlar içimi açıyor, benim için bir destek. İyiki varsınız ❤

24 Kasım 2018 Cumartesi

Peynirli Poaça

Instagramda mutfaginyildizi hesabını takip ediyorum, hesap Pakmaya'ya ait. Yeni çıkan iki ürünü var: Mayalı Poaça Harcı ve Mayalı Kek Harcı. İkisine de gözümü kestirmiştim bir ara alayım diye. Dün akşamüstü Carrefour'da bulamadım, bugün Migros'a ufak bir yürüyüş yapıp baktım ki sadece Poaça Harcı vardı, hemen aldım. Poaçayı hemen yapmak yoktu aklımda ama daha sonra yapmak istedim ve kolları sıvadım. Malzemelerden yağsız peynir eksikti evde, Sütaş'ın light beyaz peynirinden aldım.

Aslında poaça harcının üzerinde tarif var, ben de oradan yaptım ama yine de yazacağım yaptığım değişikliklerle buraya. Bu arada ürünün koruyucu içermediğini de belirteyim. Reklam gibi oldu ama Pakmaya'yla herhangi bir ilgim yok yanlış anlaşılmasın, sadece bir keşfi paylaşma amaçlı yazıyorum :)

Sonuçta...Çok lezzetli oldu!


Hamur malzemeleri: 
3,5 bardak tam buğday unu,
1 paket Pakmaya mayalı poaça harcı
1 çay bardağı zeytinyağı + 1 tepeli kaşık yumuşak tereyağı 
1,5 çay bardağı ılık süt
1-2 çay bardağı ılık su
2-3 çay kaşığı tuz
1 yumurta sarısı (üzeri için)

İç malzemeler: 
125 gr az yağlı, 25 gr tam yağlı peynir
Karabiber, fesleğen, kekik
Kıyılmış maydanoz
1 soğan rendesi (isteğe bağlı)
Yumurtanın beyazı (isteğe bağlı)

Bir karıştırma kabına unu eleyin. Üzerine Poaça Harcı paketinin tamamını ve tuzu döküp kaşıkla iyice karıştırın. Daha sonra yağ ve ılık sütü ekleyip yoğurarak ölçülü ılık suyu azar azar ilave edin. Pürüzsüz ve hafif ele yapışan bir hamur elde edilinceye kadar yoğurun. Hamurun üzerini örtün ve yarım saat dinlendirin.

Peyniri ezip tüm iç malzemeleri ekleyip karıştırın. Hamurdan mandalina büyüklüğünde bezeler koparıp elinizle 6-7 cm çapında yuvarlak açın. İç malzemeyi koyun ve hamuru yana doğru poaça şekli vererek kapatın. Tepsiye pişirme kağıdı serip dizin.

Önceden ısıtılmış 170 derece fırında üstü kızarana kadar pişirin. Bir-iki tane 5 çayıyla yedikten sonra 1 tabak da komşunuza verin, gerisini sabah kahvaltıda afiyetle tüketin benim gibi :))

9 Kasım 2018 Cuma

Blog Kesif Etkinligi

Merhabalar,

Bir blog kesif etkinligini sizlerle paylasmak istiyorum. Blogunuzu tanitmak amaciyla siz de katilabilirsiniz. Blog etkinligi yazilarindaki tum bloglari takibe aldim. Siz de katilmak isterseniz,

yapilmasi gerekenler;


  • İlk olarak listedeki blogları sırayla ziyaret ederek izle butonundan takibe almak ve kendi blog adresinizi de ekleyerek kısa bir yorum bırakmak. Bu yorum ile blog keşif etkinliğine katılmış olacaksınız.
  • Sonrasında bu yazı gibi bir yazıyı blog sayfanızda paylaşmak (yazının altına buradaki blog linklerini ve sonrasında da kendi blogunuzun linkini de ilave ederek blogunuzda paylaştığınızda bizler de sizin blogunuza ziyarete geleceğiz). Sonrasında sizleri ziyaret edenler de sizin blog yazılarınızı kendi bloglarında paylaştıkça blog takip zinciri büyümüş olacak ve harika bir keşif etkinliğine dahil olmuş olacaksınız.

4 Kasım 2018 Pazar

Yakut Kırmızı - Kerstin Gier kitap yorumu

Bu kitap bloggerların büyük bir kısmı tarafında okunup yorumlandı, ben de bu tanıtımların etkisinde kalarak bu seriye başladım. İyi ki ama iyi ki... iyi ki... :)))) Kitaba bayıldım!


Aşk tüm zamanların içinden geçer serisi kitapları sırasıyla;
1. Yakut kırmızı
2. Safir mavi
3. Zümrüt yeşil

Ben seri kitapları ardarda okumadığım için Safir Mavi'ye başlamadan araya başka kitaplar girecek ama sanırım yine de seriyi bitirmem uzun sürmeyecek.

Kitap belki biraz Harry Potter'la kıyaslanabilir. Daha az büyü içermekle birlikte farklı bir gen taşıyan sayılı insanların zamanda yolculuk yapması mümkün. Felsefe taşının burada da bahsi geçiyor ve hayaletler, vizyon görme gibi kehanetler de var kitapta. Ayrıca baş kahramanımız Gwendolyn'in okul maceralarını da okuyoruz. Fakat bir tekrar gibi değil kesinlikle; konu, olaylar apayrı. Bu kitabın başka türlü bir çekiciliği var.

Gwendolyn sıradışı bir aileye sahip ve büyük bir evde, herkesin ayrı bir telden çaldığı akrabalarıyla yaşıyor. Yani kendisinde sıradışı bir gen olduğunu okuyup öğrenmeden önce de eğlenceli başlıyor kitap, daha sonra farklı zamanlara sıçrama yaptığı bölümler geliyor; 1700'lü yıllar, Rokoko dönemi, çok sıradışı kostümlerle farklı deneyimler yaşıyor üstelik kendisinden etkilendiği bir gençle! Ayrıca bu yeteneğine yabancı olduğu için, oldukça da şaşkın bir vaziyette, kendisini bir anda olayların içinde buluyor.

Eğlenceli bir genç yetişkin romanıyla kafanızı dağıtmak, hoş vakit geçirmek isterseniz tereddütsüz alın okuyun derim.

Çıtır çıtır el açması börek

Merhabalar :)

Kanada günlerimin şimdilik bitmesine az kaldı. Buraya geldiğimizde ailemiz tamamlandığı için "şimdilik" diyorum, gelmeyeli yıllar olmuştu, zaman içerisinde de birbirimizle uyumumuz arttı. En kısa zamanda tekrar gelmek istiyorum. Özellikle önümüzdeki yıl Antalya'nın cayır cayır yaz sıcağında olabilir.

Burada iki kere yemek yaptım. Türk mutfağından lezzetleri buraya taşımaya çalıştık, özellikle de annem. Ben iki defasında da aynı böreği yaptım. O kadar güzel oldu ki, tekrar yemek için sabırsızlandık. İkisinde de fotoğraf çekemedim ne yazık ki.

Ancak size videonun görselini buldum, aynen böyle oluyor.


Tarifi Youtube'dan izleyerek takip ettim. Tüm ölçüler gayet iyi, özellikle bu böreğin yapılışını videoda izlemek gerek çünkü değişik bir açma tarzı var. Zor görünüyor ama şaşırtıcı derecede kolay ve zevkli. 

Sofranıza yeni bir lezzet getirmek istiyorsanız deneyin derim. 


Haftasonunuz mutlu, zevkli, bol kahkahalı geçsin... Sevgiler

27 Ekim 2018 Cumartesi

Kanada gunlerim

Merhabalar, Kanada ya ablami ziyarete geldik annemle, tabii yegenimi ve enistemi de. Iki haftadir buradayiz ve donmeye iki hafta daha var. Benim bilgisayarim sarj oldugu icin su an yegenimin eski bilgisayariyla yaziyorum. Dogal olarak Turkce karakterler yok, umarim okunmasinda sorun yoktur.

Priz sistemi farkli oldugu icin ablamlara bir Turk arkadaslarindan hediye gelen Turk kahvesi makinesinin donusturucusunu kullaniyorum. Yani bilgisayarim mutfakta sarj oluyor, hafiften sikintili bir durum. Ozellikle uc gun icinde iki bildiri calismasini bitirip yazmak zorunda olmak acisindan.

Evde ablamin bir arkadasinin kizi da kaliyor. Arkadasi Turkiye deki tum kariyerini birakip burada yasamaya karar verdi. Kendi ve iki oglu Vancouver da universiteye gidiyor. Kucuk kizi da Victoria da bizimkilerle birlikte ailenin dorduncu uyesi olarak yegenimle ayni okula devam ediyor. 

Evde cocuklarla yasamak sadece yetiskinlerin oldugu bir evden farkli. En onemlisi istediginiz zaman kendinizi disari atip stres atamamaniz. Evin yakinlarinda yuruyus turlari atabilirsiniz ama bir gece bara gidip egleneyim deme luksunuz yok. Biz cocuklarin da kabul edildigi bir jaz bara erken saatlerde gitmeyi planliyoruz. Yapabilecegimiz tek aksam plani bu oldu. Bir kere de bir Japon restoranina gidip enfes susileri mideye indirme sansimiz oldu.

Evde enistem Mark in yarattigi bir takim kurallar var, ozellikle cocuklar icin ama sizde nasibinizi alabiliyorsunuz. Mesela bir sey teklif edildiginde standart cevaplariniz olmali ya `yes please` ya da `no, thank you`. Bu en basiti diyebilirim, benim evimde hissetmememe yetiyor. Yemek ve uyku saatleri kati. Yemek yenirken herkes masada olmali, kalkmak istiyorsaniz `may I excuse` demeniz gerekiyor. Bu boyle uzayip gidiyor...

Gecen haftasonu pazar gunu yelkenliyle geziye ciktik. Cok huzurlu bir ortam olmasina ramen kisa bir sure rahatlayabildim. Onda da resim ve video cekip durdum. Cunku buralari Turkiye deki arkadaslarima tanitmak istiyorum biraz olsun.

Size o resimlerden ve videolardan bazilarini asagiya birakiyorum. Iyi seyirler!







6 Ekim 2018 Cumartesi

Film yorumu: Doktor Jivago

Merhabalar, bu ara pek kitap yorumu yazmıyorum çünkü kitabımı bitiremiyorum, okuduğum kitap oldukça kalın. Bir kalın kitap daha aldım ondan sonra ama okuması kolay, hafif kitaplar aslında. Bitmeye yaklaşan kitabım Virginia Boecker'in Kral Katili kitabı, yani Cadı Avcısı'nın ikinci kitabı. Bir hafta sonra Kanada'ya gidiyorum, sanırım ikisini de yanıma alacağım. Orada ardı ardına ikisini de bitirir yorumlarını yazarım diye düşünüyorum. 

Ablam Kanada'da yaşıyor, O'nu ve ailesini ziyarete gidiyoruz annemle, bir ay kalacağız. Epey bir zaman oldu ziyaretlerine gitmeyeli, hep onlar geliyordu.   

Gogol'ü okuduktan sonra Rusya'da bir tatil planladığımdan bahsetmiş miydim? Bu fikrimi açtığım arkadaşım Dr Jivago'yu izlemem gerektiğini söyledi, kendisi de doktor :) Gerçekten Rusya'ya dair merakımın birçoğunu giderdi film. Kırsalı, şehiri kasabasıyla film her yer hakkında fikir sahibi olmanızı sağlıyor. Ayrıca tarihinin çok önemli bir dönüm noktasında geçiyor olaylar. Eski trenlerini de gördüm artık gam yemem. Zaten ben şimdiki Rusya'da geçmişinin izlerini aramak istiyordum, hala da istiyorum sadece para biriktirmek için biraz zamana ihtiyacım var.


Filmle ilgili Vikipedi'den kısa bir alıntı:

"Doktor Jivago", Rusya'da 1917 Bolşevik ihtilali ve hemen sonrasında patlak veren Rus İç Savaşı (1917-1922) sırasında, aynı zamanda bir şair de olan doktor Yuri Jivago (Ömer Şerif)'nun devrimin liderlerinden birinin karısına aşık olması ile yaşadığı zorlukları anlatan çok kapsamlı, romantik ve destansı bir filmdir.

Bu kısa paragraf filmi gerçekten çok iyi özetliyor. Filmden tad almak adına daha fazla detay vermemeli. Şunu da belirteyim ben geçmiş zamanın birinde bu filmi izlemiştim. Hatta ortaokulda gitar kursuna giderken gitar metodumdan bu filmle ünlenen şarkıyı çokça çalmıştım. Geçmişte filmdeki devrim liderinden çok etkilenmişim ki hatırladığım tek ayrıntı o ciddi, soğukkanlı adamın simasıydı. İsmi çok tanıdık gelse de, izlemiş olsanız da bir şans daha verebilirsiniz filme. O dönemde yaşanan olaylar, zor hayatlar, devrimcilerin insancıl idealleri olmasına rağmen savaş ortamında yaşanan kıyımlar, içinizi buracak. Her ne kadar kaliteli bir film olsa da savaş ortamında geçiyor nihayetinde, kolay izlenen bir film sayılmaz. Ama "İyiki izlemişim" dedirtiyor sonunda.