13 Nisan 2020 Pazartesi

Küçük Kadınlar film yorumu

Küçük Kadınlar kitabıyla veya filmleriyle benim gözde klasiklerimden biridir, aslında 1994 yapımı filmine bayılmıştım. Sanırım Türkçeye çevrilmedi ama Amerika'ya gittiğimde Dvd'sini defalarca izledim, sayısını hatırlamıyorum :)

2019'da film tekrar çekildi ve ben bunu dün izledim. Bahsettiğim gibi ilk filmin yeri bende ayrı, o yüzden bunu çok övemeyeceğim ama yine de güzeldi.


İlk filmi aşırı sevdiğim için buna pek ısınamayacağımı hissetmiştim. Yine de kıyafetler, evlerin güzelliği ve kardeşlerin birbirine düşkünlüğünü iyi yansıtıp o büyülü ortamı yakalamışlar. Babaları savaşta olan dört kız kardeş anneleriyle yaşamakta ve para sıkıntısı çekmektedirler. En büyük kız kardeş Jo yazmaya meraklıdır ve yazdıkarıyla evin geçimine katkı sağlar. Diğer kardeşlerin de müzik ve resim yeteneği vardır. Evlerinin karşısında zengin ve varlıklı bir kont oturmaktadır, O'nun torunu Laurie kızlarla yakın arkadaş olur.

Yine filmin bu versiyonunda eleştireceğim bir yön var. Devamlı geçmiş ve geleceğe gidip gelinmiş filmde ve sahneler o kadar kısa çekilmiş ki, şimdi geçmiş mi anlatılıyor gelecek mi diye afallıyorsunuz bazen. 

Benim sevdiğim ise yönetmenin Gillian Armstrong olduğu, Kristen Dunst ve Susan Saradon oynadığı bu afişle yer alan film, bulursanız mutlaka izleyin. Bulamazsanız yeni yapıma şans verin derim ;)

11 Nisan 2020 Cumartesi

Rüzgarın Adı - Patrick Rothfuss kitap yorumu

Bu kitabı Ekim ayında Antalya Kitap Fuarı'ndan aldım, Kasım ayı gibi de okumaya başladım. Araya birçok kitap girdi, 800 küsur sayfa olunca arada bölümler halinde okudum. Bugün kitabı bitirdim ama bu beni üzdü. Böyle akıcı bir kitap ile karantinada saatlerin nasıl geçtiğini anlamıyordum üstelik serinin 2. kitabı da elimde yok maalesef.


Kvothe, ailesinin gezici bir kumpanyası ile köy köy dolaşmaktadır. Çok zeki ve yetenekli bir çocuktur, bunu en iyi anlayan kumpanyaya katılan Ben adlı bir adam olmuştur. Onun eğitimini üzerine alıp Kvothe'ye dersler vermektedir.

"Tanıştığım ilk gizemci olan Abenthy (Ben), genç bir olan biri için tuhaf ve heyecan verici biriydi. Tüm bilimlere hakimdi: botanik, astronomi, psikoloji, anatomi, simya, kimya, jeoloji...

Biraz tıknaz olup, yerinde duramayan ışıltılı gözlere sahipti. Başının arkasında bir tutam saç bulunuyorsa da (hakkında en iyi hatırladığım şey bu) kaşları yoktu. Daha doğrusu vardı da, simya alanındaki uğraşları yüzünden ikide bir yandıkları için daimi bir yeniden doğuş aşamasındaydılar. Kaşlarının bu hali onu aynı anda hem şaşkın hem de meraklı gösteriyordu.

Kibar konuşur, sık güler ve zekasını asla birilerini rencide etmekte kullanmazdı. Bacağı kırık bir denizci gibi küfrederdi, ama sadece eşeklerine. Eşeklerin adları Alfa ve Beta'ydı. Abenthy kimsenin bakmadığını sandığı zamanlarda onları havuç ve şekerle beslerdi. En sevdiği şey kimyaydı ve babam bir damıtıcıyı ondan daha iyi kullanan birini tanımadığını söylerdi."

Kitabın çoğu Kvothe'nin sıradan bir hancı olmayı seçtiği zaman hana gelen bir tarihçiye yazması için anılarını anlatması ile geçiyor. Bu kitabı sıkıcı yapmamış, devamlı aksiyon ve heyecan içindeki hayatını diyaloglarla, o anı yaşıyor gibi anlatıyor. Kitapta iblisler, büyüler ve sihir de var ama kitabın az bir kısmında bu doğaüstü güçler konu edilmiş.

Ailesi ölünce Kvothe çok yanlız kalıyor ve bir süre korkunç bir sefalet içinde yaşıyor ayrıca üniversiteye başladığında da parasını ucu ucuna yetiriyor. Ailesini bir takım kötü gizli güçler öldürüyor ve daima onlar hakkında bilgi toplamaya uğraşıyor. 

Kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum, ara ara bu kitapla ilgili yorumlar yazdım, bu son :) Bu zor günleri daha kolay atlatmak için "Keşke fuardan 2. kitabı da alsaymışım" diyorum. Şu ara panik olmadan, tedbirli davranarak geçireceğiniz günler diliyorum. 

10 Nisan 2020 Cuma

Arctic - Kutupta Kayıp film yorumu

Psikolojik kitap ve filmlerden çok macera konuluları daha çok seviyorum. Edebiyat ve sinema dünyasının ise önemli bir kısmı psikoloji konusuna ayrılmış ve bunlara ara sıra uğrasam da bana fazla zevk vermiyor. Bu filmi daha önce duymamıştım, bir film izleme sitesine göz gezdirirken macera filmleri kategorisinde dikkatimi çekti.


Filmin kutuplarda araştırma yapan bilim adamlarının başına gelenlerle ilgili olduğunu sanmıştım ama sadece ve tam bir hayatta kalma mücadesini anlatıyor. Tek kişilik küçük bir uçağın düşmüş olduğunu ve buradan sağ çıkan adamın karları kazıdığını görüyoruz ilk sahnede. Bunu işaret olarak yaptığını anlıyoruz daha sonra. Gerçekten bunu gören bir helikopter adamı kurtarmaya çalışır ancak tipiye kapılan helikopter de düşer...

Film çok heyecanlı ancak hemen hemen hiç konuşma yok, devamlı karların içinde bir mücadele izliyoruz. Başrol oyuncusu Mads Mikkelsen oldukça dayanıklı ve hayatta kalma konusunda kararlı ve inançlı bir adamı canlandırıyor ancak başına gelmeyen kalmıyor. 

Tavsiye ediyorum ama izlerken kendinizi sıcacık tutun :)

7 Nisan 2020 Salı

Ali Baba ve 7 Cüceler film yorumu

Ali Baba ve 7 Cüceler bir Cem Yılmaz filmi, diğer yapımlarına göre adı daha az duyulmuş olabilir diye belirtmek istedim. Bir komedi gibi başlayıp dramaya dönüyor film. Oluşturulan karakterler oldukça renkli, izleyicileri nükteleriyle şaşırtmayı başarıyor. Bu da filme renk katıyor.


Dram dediysem yanlış anlaşılmasın, filmde olan olaylar oldukça sıradışı ve konu hafife alınarak işlenmiş. Zaten kötü adam rolünde de Cem Yılmaz'ı görürseniz, filmin dramatik veya trajik gelişmesini veya bitmesini bekler misiniz? 

Konusundan da kısaca bahsedeyim, Şenay (Cem Yılmaz) ve eniştesi bahçelerde dekor olarak kullanılan cüce satma işindedirler ve Bulgaristan'a bir bahçecilik fuarına tanıtım amaçlı katılırlar. Burada zorla satış yaptıkları bir müşterinin İnterpol peşindedir ve bu sayede onların da başı belaya girer. 


Çok anlatmayayım, zaten şu karantina günlerinde bizi güldürebilen yegane isimlerden biri Cem Yılmaz, siz de izleyip eğlenceli birkaç saat geçirin. Filmde Can Yılmaz ve Zafer Algöz'ü de zevkle izliyorsunuz, süprizli karakterler.

Mutlu, sağlıklı ve evde kalın. Sevgiler...

6 Nisan 2020 Pazartesi

Elmalı turta

Bu karantina esnasında kendini hamur işlerine vermeyen var mı? Varsa bravo çünkü ben kendimi dışarı çıkmaktan alıkoymak için yeni tarifler deneyip duruyorum. Sanırım herkesin bir elmalı turta tarifi vardır bir yerlerde, benim de var ama başka bir versiyonu paylaşacağım sizinle:


Bu tarif elmalar rendelenerek yapılıyor ama ilk tarifimde küp küp doğranıyor. Ben ikisinin de linklerini vereceğim, istediğinizi seçebilirsiniz hatta ikisini harmanlayıp yeni bir tarif oluşturabilirsiniz, ben bir dahaki sefere öyle yapacağım :)

Bu tarifi başka bir blogger'dan aldım, aynen aktarıyorum. Sadece tarçınını arttırıp şekerini biraz azalttım. Gayet başarılı, güzel oldu. Kendi de tarifi çok övmüş zaten :)


Daha önce yaptığım tarif için ise yazdığım blog yazısını aşağıya bırakıyorum, 2016 yılında yapmışım :)


Şeker miktarlarını azaltmayı unutmayın, evde yoga veya pilates dersi videoları açıp egzersiz yapın. Yemek, pasta, tatlı yapmak ve egzersiz yapmak benim için dışarıya çıkmanın yerini aldı. Sağlıklı günler.

2 Nisan 2020 Perşembe

Soru-Cevap (Mim)

Merhaba, bizim evde "Konuşma Kartları" diye bir oyun var. Sohbetin bittiği yerde bu oyun yardıma yetişiyor bazen, sırayla çektiğiniz kartlardaki sorulara cevap veriyorsunuz ve sohbet devam ediyor... Kartların hepsi önemli, güzel sorular içermiyor. Hatta bazıları aşırı saçma ama ben dün aralarından cevap vermek istediğim bazı soru kartları ayırdım ve burada cevaplayacağım. Mim gibi olacak, isteyen kendi blogunda da cevaplayabilir :)

1. Sence ideal haftasonu nasıl olmalıdır?


Cumartesi aile ve yakın arkadaşlarla yapılan, mangal yakılan bir piknik, Pazar günü de bir yürüyüş grubuyla doğada 15-16 km yürümek benim için ideal bir haftasonudur.

2. En unutulmaz çocukluk anın nedir?

Çocukken Mersin'in Erdemli ilçesine yakın Alata diye bir yerde oturuyorduk. Şehirlerarası karayolunun bir tarafı deniz kıyısında anne ve babamın çalıştığı enstitü, diğer tarafı ormanın içindeki lojmanlar, başka hiçbir şey yok. Çocukluğum arkadaşlarımla ormanda oynayarak geçti. 4-5 yaşlarındaydım, çiçek toplamayı çok seviyordum ve lale zamanıydı. Kırmızı laleleri çok severdim. Her gördüğüm kırmızı noktaya koşup laleleri toplamaya başladım, böylece bir baktım ki ormanda kaybolmuşum. Çok korkmuştum, hüngür hüngür ağlamaya başladım. Şansıma çevrede işçi hanımları varmış, onlar ara ara ormanda odun toplarlardı. Biri gelip elimden tuttu, "Sen kimin kızısın?" diye sordu, sonra beni lojmanların olduğu yere götürdü.

3. En sevdiğin çizgi film karakteri hangisi?

Ten ten, çizgi dizilerine bayılırım.

4. Ünlü olmak ister miydin?

İsterdim ama yüzümün çok bilindik olmasını istemezdim. Geçen gün Burak Yeter diye bir DJ ve müzisyenin söyleşisine gittik. Dünyanın farklı yerinde okullar açmış, çok ünlü dizilerin müziklerini yapıyor. Özel jetiyle seyahat ediyor ve seyahat ederken yazdığı bir müzik bile hit oluyor ama yürürken yanınızdan geçse tanımazsınız. Çok ünlü ama yüzü ön planda değil. Dolayısıyla bu denli başarılı olmak isterdim ama dışarıda rahat hareket edebilmek de isterdim.

5. Hergün olsa yerim diyebileceğin birşey var mı?

Şekeri abartılmamış peynir kremalı bir tatlı veya pasta yiyebilirim. Cheesecake veya trifle gibi.

6. Hangi ülkede yaşamak istersin?

İsviçre olabilir. Kadınların orada iş hayatında daha fazla değer gördüğünü okumuştum. Nüfus daha az, kazanç daha fazla. Kadınlar için daha güvenli ayrıca.

7. Çay mı kahve mi?

Ben kahveyi çok seven bir insanım ancak ufak bir sağlık sorunum var diye bahsedip duruyordum, sistit oldum. Bütün mesane incelendi sistoskopi ile ve üç aylık bir tedavi içerisindeyim. Tekrar etme riski de olduğu için doktor kahve, çikolata, çilek ve naneyi yasakladı. İşin garibi kahve içmeyince çay da zevk vermez oldu. Soruyu mecburen çay diye cevaplıyorum :) bu süreç içerisinde bir kere yarım fincan Türk kahvesi içtim, nadiren kaçamak yapabiliyorum yani ;)

Ayırdığım başka sorular da var ama gerisi başka bir zamana kalsın, yazı uzayıp sıkıcı bir hal almasın. Soruları cevaplamak isteyen herkesi davet ediyorum :)

1 Nisan 2020 Çarşamba

Tilki Tili'nin Yolculuğu - Hanzade Servi kitap yorumu

Hanzade Servi, çocuk kitapları yazıyor sadece. Kısa bir zaman önce başka bir kitabının yorumunu yazmıştım ve yazarın hayalgücünden etkilendiğimi belirtmiştim. O yoruma aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz: 


Bu kitabını okuduktan sonra yazarı Instagram'da takibe aldım. Bu sabah,  Tilki Tili'nin Yolculuğu adlı kitabını okuduğu videolarının İthaki Çocuk hesabında bulunduğunu öğrenince hemen bu hesaba gidip kitabı kendi sesinden baştan sona dinledim. Anne ve babasından çocukluğunda hiç masal dinlememiş olan birini bayağı mutlu ediyor :))


Tilki Tili bir oyuncak fabrikasında tek olarak üretilip, devamında üretiminden vazgeçilen yanlız bir oyuncak. Fikir babası O'nu bir oyuncakçıya bırakınca; bir evi olacak, çocuklar onunla oynayacak diye çok seviniyor. Ancak kader O'nu sonu bilinmez bir yolculuğa sürüklüyor...


Ben Tilki Tili'yi çok sevdim. Sanırım kitap yine 8-14 yaş çocuklara hitap ediyor ancak bizim de çocukluğumuzu hatırlamamızda hiçbir sakınca görmüyorum :)