16 Ocak 2017 Pazartesi

Elektromanyetik Enerji ve Bitki Etkileşimi

Günaydınlar! Bu sabah bir börek tarifini önüme aldım ve yapmaya başladım ancak böreğin iç malzemesi olacak tavuğun 2 saat marine edilmesi gerektiğinden ders çalışmaya başladım mutfakta, şimdi hem ben doktora yeterliliğe hazırlanayım, hem de siz biraz elektromanyetik enerjinin bitki ile etkileşimi sonucu ortaya çıkan özellikleri öğrenin olur mu?


Bitkiler farklı dalga boylarında farklı absorbsiyon ve yansıtma özellikleri gösterirler. Görünür bölge (visible) olarak ifade edilen dalgaboyları mavi, yeşil ve kırmızı renklerden oluşmakta ve bunlardan mavi dalgaboyları klorofil ve karotenoid pigmetleri tarafından, kırmızı dalga boyları ise sadece klorofil pigmeti tarafından absorbe edilmekte ve sadece yeşil renk yansıtılmaktadır. Bu nedenle bitkiler yeşil görülmektedir. Bu dalga boyları aralığında absorbe edilen enerji çoğunlukla fotosentezde kullanılmaktadır.



Yakın kızılötesi dalga boyu aralığına geçildiğinde yansımada hızlı bir artış kendini göstermektedir. Bitkilerden elde edilen en yüksek yansıma değerleri, yakın kızılötesi olarak ifade edilen dalga boylarında ortaya çıkmakta ve birçok bitki özelliği bu dalgaboyundaki farklılıklarla belirlenebilmektedir. Bu nedenle bitkilerle yapılan uzaktan algılama çalışmaları daha çok yakın kızılötesi bölgede yoğunlaşmıştır. 


Elektromagnetik spektrumun kırmızı dalgaboyu ve yakın kızılötesi bölge arasındaki bu güçlü yansıma farklılığı, yeşil bitki türlerinin uzaktan algılama teknolojisi kullanılarak ayırt edilmesinde ve stres durumlarının belirlenmesinde önemli bir kriterdir. 

Spektradyometrik yöntemlerde temel dayanak objelerin elektromanyetik bölgelerde kendine özgü bir yansıma (reflectance/radiance) değerlerinin bulunmasıdır. Bu yansıma değeri objenin renk, doku, parlaklık ve görünüş gibi özelliklerinin kimyasal yapısından kaynaklanmaktadır.

Bitkiler ışıma teorisine uygun olarak herhangi bir kaynaktan gelen radyasyonu absorbe ederler, yansıtırlar, yayarlar veya dağıtırlar. 

Elektromanyetik spektrumun görünür, yakın ve orta kızılötesi bölgesindeki dalgaboyu aralığında, bitkilerin içerdiği bitki besin maddesi noksanlıkları, bitki stres koşulları, bitki hastalıkları gibi birçok etmen, bu simptomlar ortaya çıkmadan çok daha önceden tesbit edilebilmekte ve söz konuşu stres koşullarının azaltılması ve önlenmesine yönelik önlemler erkenden alınabilmektedir.  

15 Ocak 2017 Pazar

Bu sabah klavyemden dökülenler


Güzel bir yazı okuyamıyorsan, onu sen yaz. Güzel bir hayat yaşayan göremiyorsan onu sen yaşa. Güzel bir kitap okuyamıyorsan, onu da sen yaz. Güzel bir yemek yiyemiyorsan, onu sen yap. Güzel bir söz duyamıyorsan, onu sen söyle.

Mutlu pazarlar :)

14 Ocak 2017 Cumartesi

Komik Para Oyunu

Yeterlilik sınavımın bir hafta ertelenmesinden sonra perşembe akşamı tiyatroya gitmeye karar verdim. Uzun zamandır Antalya Devlet Tiyatrosunun bir oyununu izlememiştim, son izlediğimden de memnun kalmamıştım. Ancak bu gittiğim Komik Para oyunu gerçekten çok güzeldi, çok güldüm. Gülmeye ihtiyacım olduğu bir zamanda gözlerimden yaş geldi. Öncelikle başrol oyuncusu Selim Bayraktar'ı, sonra da tüm kadroyu tebrik ediyorum, ayakta alkışladığım bir oyundu.


Oyun baş kahramanımızın metroda para dolu bir çanta bulmasıyla başlıyor. Daha doğrusu çantası başka birininkiyle karışıyor. Sonra o parayla karısını da alıp yurtdışına kaçma planları yapıyor. Farklı bir sebepten eve bir polis gelince panikleyip ardı ardına yalanlar kıvırmaya başlıyorlar ve bu yalanlar olayların gelişmesiyle arap saçına dönüyor sonra da ortaya bambaşka bir hikaye çıkıyor. Eve misafirlerinin gelmesiyle onlar da bu hikayeye dahil oluyor ve daha sonra eve bir başka polisin gelmesiyle işler iyice karışıyor. Bu çift ve durumu bilen misafirleri uydurdukları bambaşka olan bir hikayenin kahramanları olarak polislere rol yapıyor ve bu yalanları yutturmaya çalışıyor. İnanımaz eğlendiğim bir akşamdı :))

12 Ocak 2017 Perşembe

Sıcak şarap ve sıcak sohbet

Daha önce burada bahsettiğim, müdavimi olduğum Mask Ethnic Fun diye  bir yer var. 2 gecedir birkaç saatliğine bu mekana gidiyorum. Sınava çalışmaktan kafam çok şişiyor ve biraz olsun boşaltmama yardımcı oluyor. Dünden önceki gün yanlız gidip caz ve beyaz şarapla zaman geçirdim burada. El değiştirdiği için bir program yoktu. Yeni sahibiyle tanıştım, tek başıma oturup telefonumla oyalandım. Ama insan biraz sohbet edip rahatlama ihtiyacı da duyuyor. Şarabın parasını kartımdan çekemedikleri için ertesi gün gelmeye de söz verip ayrıldım mekandan. Otobüs beklerken bir arkadaşımı aradım Onunla bu mekanda tanışmıştık, ikinci kere görüşme çabasında da ben onunla konuşamadan yine burada bir stand up izlemiştim. O kadar çok arkadaşım gelmişti ki o gösteriye, onlarla sohbet etmekten bu yeni arkadaşımla hiç ilgilenememiştim. Mekanda ertesi gün de canlı müzik programı olmayacaktı ama ben orayı boşken de seviyorum. O yüzden telefonda, isterse yarın da orada görüşebileceğimizi söyledim, kabul etti. 


Dün benden biraz erken gelmiş, sıcak şarap sipariş etmiş. Bense yine bir beyaz şarabın hayalini kuruyordum. Sıcak şarabı normalde bazı özel günlerde yaptıkları halde O'nun isteği üzerine ikimize hazırlamaya başlamışlar. Böylece birlikte iki kupa içtik, yapılmasını beklerken de taze çay ikram ettiler. Yeni devir alan kadın O'nunla da sohbet etmiş, nasıl programlar tercih edeceğini filan sormuş. O da nostalji geceleri demiş, 70-80'lerin müzikleri ve bu konsepte uygun kıyafet giymiş insanlar... Sanırım bu konuşmaya istinaden, bütün gece eski slow parçalar çaldı, O bu durumdan çok hoşnut oldu, bense caz müziğinin özlemiyle doluydum. 

Yani dün gece herşey arkadaşımın istediği gibiydi ama ben yine de güzel zaman geçirdim. Konuşmaların sonlarına doğru dikkati dağılsa da genelde birbirimizi dinlediğimiz, hatta benim sayesinde bazı durumları çözümlediğim bir gece oldu. İnsan insanın aynasıymış derler ya, başkası yaşadığınız olayları dinlerken kendisini sizin yerinize koyunca çok ilginç ve doğru saptamalar duyabiliyorsunuz ve "Haaa evet olay tam da bu kapıya çıkıyor" diyebiliyorsunuz.

Benim isteğim üzerine bazı sanatsal el fotoğrafları çekme çabasına da girdi :) Yukarıdaki benim aslında turkuaz renkli ojeli elim ;) bu seramik kupalardan içmeye ise tam anlamıyla bayıldım. Nevşehir Avanos'ta seramik çömlekçileri vardır ya, onların elinden çıkmış gibiydi.

Bazen insan daha önce hiç tanımadığı, hiç konuşmadığı iyi insanlarla sohbet etmeye ihtiyaç duyuyor. Hayata birkaç saat onların pencerelerinden bakmak iyi geliyor. O yüzden yeni insanlarla tanışmayı çok severim ben :)

11 Ocak 2017 Çarşamba

Hiç kimse başıboş bırakılmış değildir

Bizim mahalle kütüphanesinden aldığım bir dergiyi buldum büromda uzun zaman sonra. Kendinizi amaçsız, yanlız, başıboş mu hissediyorsunuz? Olur ya, bazen öyle hissederiz. İşte bu konuda yazılmış bir paragraf okudum ve çok hoşuma gitti, sizinle paylaşayım:


Allah (c.c.), yarattıktan sonra akıl ve irade sahibi kıldığı insanı başıboş bırakmış değildir. Onun içindir ki insan kendisini, canının her istediğini yapabilcek başıboş bir varlık sanmamalı. Çünkü şu dünya misafirhanesine hikmet gözüyle bakılsa başıboş, gayesiz hiçbir varlığa rastlanamaz. "İnsan başıboş bırakılacağını mı sanır?" ayeti yadırgayıcı bir üslupla bu gerçeği dile getirmektedir. Kainat ağacının meyvesi olan, herşey emrine verilmiş, ayrıca her organına, hatta her hücresine binlerce hikmet takılmış, görevler yüklenmiş insanın bütünüyle başıboş, vazifesiz, hikmetsiz, mükafatsız bırakılması mümkün mü? "Bizim sizi boş yere bir oyun ve eğlence olarak yarattığımızı ve sizin bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi sandınız?" ayeti aynı gerçeğin başka bir ifadesidir.


10 Ocak 2017 Salı

Doktora Yeterlilik

3 gün sonra doktora yeterlilik sınavına gireceğim. Doktoraya başladığım ilk bölümde girip geçtiğim bir sınav. Bölüm değiştirdiğim için tekrar girmem gerekiyor. İlk seferinde 6 ay kadar çalıştığım bu sınava bu sefer neredeyse hiç çalışamadım. "Nasıl olsa biliyorum konuları" diye bir mantık üretti beynim ve o çerçevede devam ediyor. 

Motive etsin diye çizgi romanlar mı okumadım :D



Ama burada olanlar oldu bazen ;)

Şimdi büromda kahvemi almış uslu uslu çalışıyorum, aslında bugün daha başlamadım ama dün gece 10'a kadar buradaydım :) Eh bugün de benzer bir durum yaşanabilir...

Bu arada bizim orada açılan Carribou Coffee kapanmış! Ne kadar üzüldüm anlatamam oysa benim geç keşiflerimden biriydi ve ondan sonra bayağı iyi bir müşteri olmuştum hani... Anı olarak kaldı malesef bu resim.


Verimli bir gün diliyorum hepimize...

9 Ocak 2017 Pazartesi

Ben bir yılbaşı sofrası daha istiyorum :)

Sen hala orada mısın? Diyenler olabilir :) Ama benim 7 Şubatta doğumgünüm var ve aynı böyle bir sofrayı ve aile dostlarımızı o gün de istiyorum!!!


Hindi ve iç pilavı komşumuz pişirdi, ben 2 tane meze yapacağımdan bahsetmiştim. Birisi turplu havuçlu salata, diğeri de yoğurtlu ıspanak salatası oldu. Yarım kilo ıspanağı yıkarken ellerim dondu ve gece boyunca ısıtamadığım ellerimden dolayı başka hiçbir iş yapmadım :D Anlaşılacağı üzere yemek bizde yendi, karşı komşumuza verdiğimiz hindi ve pirinç ile hindiyi doldurup pişirmek O'na düştü. 

Seneye evde istediğim birşey var: Büyük bir yılbaşı ağacı! Seneye mutlaka benim olmalı, güzelce süslemeliyim. Bu sene çok özendim.

Gönül isterdi ki resimdeki gibi olsun, evimizin bahçesinde, ama Antalya'da sahile yakın evimizde bu manzarayı yaratmak mümkün değil. Sahip olduklarımızla mutlu olmalıyız değil mi? Evimizin bahçeli olmaması de çok önemli değil ;)

Şimdi yaptığım salataların tariflerine geçeyim. Bunları evdeki bilgisayarıma kaydettiğim için tam tarifleri internet yardımıyla deneyimlediğim gibi yazacağım. İkisi de çok lezzetli oldu, belki de siz bunları zaten günlük hayatta bile yapıp yiyorsunuz. Yapmıyorduysanız da kolayca yapabilirsiniz. Oldukça basit, çok özel tarifler değiller ama çok lezzetliler.



Turplu Havuçlu Salata

2 büyük boy havuç
1 büyük boy turp
1 limonun suyu
2 yemek kaşığı zeytinyağı
Tuz

Havuçları ve turpu yıkayıp, soyup robatta rendeledim. Bir çay bardağında limon suyu, zeytinyağı ve tuzu karıştırıp servis tabağına aldığım malzemeyle karıştırdım. Hepsi bu kadar!

Yoğurtlu Ispanak Salatası

1/2 kg veya bir demet ıspanak
2-3 yemek kaşığı ayçiçek yağı
4-5 tepeleme yemek kaşığı yoğurt (süzme yoğurt daha iyi olur)
2-3 diş sarımsak
Tuz
Süslemek için: 
1 yemek kaşığı zeytinyağı
Pul biber

Ispanakları güzelce yıkayın (Salatanın en zor kısmı). Ben sirkeli suda da bekletip tekrar yıkadım. Yapraklarla sapları ayırın. Sapları doğrayıp ayçiçek yağında kavurun. Sertliği kalmayınca daha büyük doğrayabileceğiniz yapraklarla birlikte üzerini kapatıp pişirin. İyice ölmesin, ıspaanak yaprakları çiğ bile yenebiliyor biliyorsunuz. Piştikten sonra soğutun. 2-3 diş sarımsağı ezip yoğurtla daha sonra bunu ıspanakla karıştırın. Servis tabaklarına aldıktan sonra üzerine zeytinyağı gezdirip pul biberle süsleyin. Afiyet olsun!

Güzel bir sofra hazırlama fikrim söylediğim gibi doğumgünümde de var. Ama belki bu sefer arkadaşlarıma özel olur. Eminim yepyeni bir menü hazırlarım, o güne kadar araştırıp göreceğiz. İyi bir hafta olsun!