19 Ekim 2015 Pazartesi

Okuma ve Yazma Mevsimidir Sanki Sonbahar

Okullar açıldı, ondan mı bilinmez, ya da havalar serinledi dinçleştim, bende her zamankinden fazla bir okuma, yazma hevesi var. Kitap fuarları da hep bu mevsimde olur değil mi? Gider cebimizdeki tüm parayı bir güzel harcarız. Benim vicdan azabı duymadan harcadığım paradır, kitap fuarında birkaç saat içinde uçup gider.

Bu ara Oğuz Atay'ın Korkuyu Beklerken adlı romanını okudum. İTÜ İnşaat Fakültesi mezunu, hem akademisyen, hem de yazar olan Oğuz Atay bana ilham verdi. Zaten roman da İstanbul'daki öğrencilik yıllarımdan arkadaşlarımın bana hediyesi. Çok güzel de bir not iliştirmişler ilk sayfasına "Seni Seviyoruz" diye :).

16-17 yıl sonra elime aldım kitabı, sebebi de Tutunamayanlar'ı okuyamayıp yarım bırakınca, yazara karşı önyargılı olup başlayamam bir türlü bu kitaba... Derken, yaprakları sararmış solmuş bu kitabı yeni bitirdim. Etkileyici gerçekten, dokunaklı karakterler yüreğinizin taaa dokunulmamış yerlerine temas ediyor öykülerinde... Bir de vefat ettikten 2 yıl sonra babasına yazdığı bir mektup var ki, tam benim de yazmaya ihtiyacım olan cinsten dedirtti bana...

Yeni okumaya başladığım ise Buket Uzuner'in İstanbullular adlı kitabı. Amerika'da yaşayan bir akademisyen ile oraya sergi açmak için giden doğulu bir heykeltraş adamın aşkıyla başladı roman. Kadın yıllar sonra Amerika'daki akademik kariyerini bırakıp İstanbul'a yerleşmeye karar veriyor. Akıcı bir kitap, olaylar nereye sürükleyecek bu ilişkiyi diye merak ediyorsunuz.

Buket Uzuner sevgisi çok yerleşmiştir bende, çok uzun yıllardır okurum kitaplarını ama bir süre ara vermiştim. Bu arada da Toprak, Su dizisini yayımladı. Bunları da okursam tüm kitaplarını okumuş olacağım sanırım.

Mutlu, hareketli ve bereketli bir hafta diliyorum, sevgiler :)

17 Ekim 2015 Cumartesi

Son İzlediklerim; Marslı ve Kızıl Tepe Filmi

Birazcık uzaya, ne bileyim geceleyin yıldızları, ayı izleme merakınız varsa Marslı filmini kaçırmayın. Benim gibi Jüpiter'i, Mars'ı filan da gözlemişseniz, gitmişsinizdir çoktan zaten. Kesinlikle çok sıradışı bir film. 3 Boyutlu ve Mars'ın topoğrafyasını filmin sonuna kadar ağzınız sulanarak gözlemleme şansı buluyorsunuz. Ben yanlız izledim filmi ve o kadar kaptırmışım ki kendimi 2 saatlik filmi 1 saatlik filan zannettim, çok çabuk bitti gibi geldi. Ayrıca konu kurgusu çok başarılı, kitabını okumadım hala ama çok güzel uyarladıkları belli, daha fazlasını aratmıyor. Hararetle tavsiye ederim... Filmin fragmanı...


Kızıl Tepe filmine de az sonra gideceğim, bazen rutin ve sıkıcı olabilen hayatıma biraz heyecan katsın diye. Bu film korku ve gerilim unsurları taşıyormuş çünkü. Hayaletleri görebilen ve babasıyla yaşayan bir kadının, babasının bir konuğuna aşık olması ve babası öldükten sonra bu adamla evlenmesi konu ediliyor ve gotik bir malikaneye taşınmasıyla film daha ilginç bir hal alıyor sanıyorum. Çünkü bu müzevari ev birçok sırrı ve hayaleti barındırıyor. Filmi bir yazar değerlendirmiş, izlenmesini tavsiye ediyor. Az sonra göreceğim... Fragmanı...



Mutlu haftasonları ***

14 Ekim 2015 Çarşamba

Gezdim, Tozdum, Yaptım

Bu blog yazımda son zamanlarda neler yaptığımı anlatacağım. Aslında bunlar benim zaten periyodik olarak yaptığım şeyler, ziyaret ettiğim mekanlar... 

Bu arada...Üniversitede doktoraya Uzay Bilimleri ve Teknolojileri Bölümü'nde devam ediyorum, geçiş yaptım. Çünkü orada benim tam olarak uzmanlık alanım, Uzaktan Algılama Departmanı açıldı ve bu yıl ilk kez doktora öğrencisi kabul etmeye başladı.

Bizim evin yakınlarında falezlerin üzerinde deniz manzaralı bir yürüyüş ve bisiklet parkuru var. Ben sporumu genellikle bu parkurun içinden geçtiği parktan yürüyerek yapıyorum. Evden çıktıktan sonra Düden Şelalesi'nin denize döküldüğü yerden sonra 15 dk daha yürüyünce Kır Kahvesi'ne ulaşıyorsunuz, benim favori mekanlarımdan biri, bir bira molası veririm bazen burada. Bazen de sadece oturmaya giderim, işte size benim oldukça sık seyrettiğim bu manzaranın sonbahar versiyonu :)


Eskiden daha sık olmakla beraber hala yaptığım diğer bir keyif ise, Starbucks'ta Con panna molası vermek. Bu mekanın kuzeyinde 10 dk'lık bir mesafede Antalya'nın en büyük alışveriş merkezlerinden biri, Terracity var. Bana yakın olduğu için oraya da oldukça sık gidiyorum. Con panna, espresso üzeri krema, yanına da Mozaik pasta enfes gidiyor. Ben kreması bol sevdiğim için taştı fincan tabağına :)


Martha Steward'ın yemek tarifleri sayfasından bulduğum tarifle French Toast yapmıştım bir zamanlar. e2'de veya cnbc-e'de yemek programları yayınlanıyordu Martha Steward'ın, oradan tanıyorum. Şimdi blog yazılarının olduğu sayfasını takibe aldım buradan. ABD'de bir arkadaşının restoranını tanıtan resimlerde Gin&Jam diye bir kokteyl gördüm. İçindekileri yazmış ama oranlar yok, ben bunu yaparım dedim. İkinci deneyişimde limonata yerine nar suyu kullandım daha kırmızı ve daha güzel oldu. Bir de ahududu reçeli gerekiyor, bunu marketten aldım ve tabiki de cin... İdeal oranları deneyerek buldum, sonuç çok lezzetli :) Bu kokteylin ben versiyonu tarifi şöyle (1 kişi için): 1 neskafe fincanı nar suyu (taze sıkılmış), 3 tatlı kaşığı ahududu reçeli, 1 kahve fincanı cin, yarım kahve fincanı soğuk su, bunları karıştırıp süzün. Kokteyl bardağı olarak küçük boy kavanoz kullandım, internetteki resminde de öyleydi. İçine 2 kalıp buz atıp ve kısa ve kalınca pipetle servis yapın, çok eğlenceli bir sunum oluyor. 

    

4 Ekim 2015 Pazar

Kışlık Konserveler, Reçeller

Selam,

Ekim ayına geldik ama havalar hala soğumadı burada ve pazarda yaz sebze ve meyvelerini bulmak mümkün. Son hasat yaz sebze ve meyvelerinden bazılarını kışa saklayayım derseniz, siz de benim gibi konserve ve reçel yapımına yönelin, çünkü bunlar yazın son demleri... Boş bir gününüzde hoş vakit geçireceğinizi de garanti ederim. Geçen gün Lezzet Dergisi'nin son sayısına denk geldim ve konserve ve reçel tarifleri bana ilham verince az miktarlarda çeşit çeşit yaptım. Yaptıklarımın oradan tariflerini benim yorumum ve fotoğraflarımla buluşturacağım size...

İncir Reçeli 


MALZEMELER
500 gr incir - 2 su bardağı su
500 gr toz şeker - Yarım limonun suyu
6-7 karanfil

HAZIRLANIŞI
İncirlerin kabuğunu soyun. Tencereye alıp üzerini örtecek kadar su ekleyin. 15 dk kaynatıp suyunu süzün. İncirleri süzgece alıp elinizle hafifçe bastırarak süzün. Suyun içine şekeri koyup kaynamaya bırakın. Şeker eridiğinde limon suyu ve karanfil ekleyip 15 dk kaynatın. İncirleri ilave edip 20-25 dk daha kaynatın. Ocaktan alın, kavanoza doldurup kapağını sıkıca kapatın ve ters çevirerek soğutun. 

Fasulye Konservesi
MALZEMELER
500 gr fasulye
1.5 su bardağı rendelenmiş domates
1 tatlı kaşığı tuz

HAZIRLANIŞI
Yıkayıp ayıkladığınız fasulyeleri 5 dk kaynatıp suyunu süzün. Rendelenmiş domateslerin yarısını bir kavanoza koyun. Üzerine fasulyeleri ilave edin. Kalan domates rendesini ekleyip tuzu üzerine serpin. Kapağını sıkıca kapatıp içi su dolu bir tencereye alarak bir taşım kaynatın. Serin bir yerde muhafaza edin.

Üzüm Reçeli


MALZEMELER
500 gr çekirdeksiz beyaz üzüm
3 su bardağı toz şeker
Yarım çay bardağı su - Yıldız anason (Aktarlarda bulabilirsiniz)

HAZIRLANIŞI
Yıkayıp saplarını ayırdığınız üzümleri geniş bir kaseye alın. Tozşeker ilave ederek üzüm tanelerini ezmeden karıştırın. 1 gece oda sıcaklığında bekletin. Ertesi gün geniş bir tencereye alarak üzerine yarım çay bardağı su ilave edin ve 30 dk kısık ateşte pişirin. Karışıma yıldız anasonları ekleyip kısık ateşte pişirmeye devam edin. Biraz kıvam alınca ocaktan indirin. Kavonoza sıcakken koyup kavanozu ters çevirip soğutun.

Biberli Domates Konservesi


MALZEMELER
2 kg domates
5-6 sivri biber
1 yemek kaşığı kaya tuzu

HAZIRLANIŞI
Domatesleri yıkayıp rendeledikten sonra geniş bir tencereye alın. Orta ateşte koyu bir kıvam elde edinceye kadar kadar kaynatın. Tuz ve ince doğradığınız biberleri ilave edip karıştırın. Sıcakken kavanozlara doldurun, kapağını sıkıca kapatıp, ters çevirip soğutun sonra serin ve kuru bir ortamda bekletin. 

Sonuçta ortaya çıkan ürünlerimin tümünü de karşınızda :) Bir kısmı 1 gün önce yapılmış, bir kısmı da soğuma aşamasında. Sebze ve meyve miktarları çok fazla olmadığı için uğraştırmadı ayrıca çeşitlilik çok olduğu için de zevkli oldu yapımı. 


Sevgiler...

25 Eylül 2015 Cuma

Hayırlı Bayramlar :)


Telefonuma gelen bu resim ve dileklerle bayramınızı kutluyorum. Bayramınız bayram gibi geçiyordur umarım. Ben dünü Korkuteli'de aile dostlarımızın yanında geçirdim ve neredeyse 1 koyun yedim ;) Burada bol fırtınalı ve yağışlı geçen birkaç günden sonra bayramda hava açtı. Sonbahar kendini hissettirmeye başladı...



16 Eylül 2015 Çarşamba

Google Haritalar'ın Katkılarıyla Yapılan Bir Koruma Projesi

Merhaba herkese,

Google'ın da bir blogger sayfası var ve az önce okuduğum Kenya'da fillerin korunması ile ilgili proje ve bu projede Google Maps ve Street View özelliğinden nasıl faydalanıldığına dair bir yazı. İşbirliği süper, koruma projesi harika, daha ne olsun... İçeriği detaylı incelemek isteyenler için link aşağıda :)



http://googleblog.blogspot.com.tr/2015/09/walk-alongside-elephants-of-samburu.html

12 Eylül 2015 Cumartesi

Meksika Mutfağı'ndan

Ben İstanbul'da üniversitede öğrenciyken, ilk yıllarda ablamla yaşıyorduk. Ben O'na evde yemek yapardım, yemek yapma sırası O'na geldiğinde ise O beni yemeğe çıkarırdı. Çünkü o okulu bitirmiş Kandilli Rasathanesi'nde araştırma görevlisi olarak çalışmaya başlamıştı bile. O yıllarda Rumeli Hisarüstü'nde oturuyorduk ve bir gün beni Etiler'de Fridays'e götürmüştü. Ben acı sevdiğimden Meksika Mutfağı yemeklerinden sipariş verdik, yanına da içeceklerimiz Margarita'ydı... O akşamın lezzetini, sohbetini unutamam. Harika bir akşam geçirmiştim...

Şu ara terörün şiddetinin, taraflaşan insanların birbirine uyguladığı şiddetin, gazetecilere yapılan saldırıların ve şahsen benim hayatımda ve pek çoğumuzun hayatında bizi yıpratmaya çalışan insanların uyguladığı psikolojik şiddetin hayatımıza düştüğü günler. Zaten ulus olarak ülkemizde yaşanan haksız ölümlerin bedelini devamlı yaşamaktayız, o yüzden üzerimize yapışan bir üzgünlük hali var. Biraz unutalım, coşalım desek kafamıza vurulup susturuluruz biz...  

Kendimizi daima arındıralım. Baskıları, heves kırmaları umursamadan, üzücü olaylardan en az zarar görecek şekilde yaşayalım. Ne yapıyorsak, aşkla yapmaya devam edelim...

Geçen gün yaptığım Beef & Cheddar Nachos'tan bahsetmek istiyorum size. Üstüste yemek tarifleri verince, yemek bloğu sanılmasın ama burası. Benim çok sevdiğim Meksika Mutfağı'ndan yıllar sonra yediğim ilk atıştırmalık! :) Biraz da arkadaşımla bahsettiğim hüzün bulutundan çıkalım diye böyle bir değişiklik yaptım. Tarifi My Beautiful Cook Book sitesinden buldum. Bu siteyi uzun bir süredir severek takip ediyorum. Tarifin linkini vereceğim ama siteye de şöyle bir göz atmadan geçmeyin derim...  Fajita baharatı, meksika fasulyesi, nachos cipsi gibi egzantrik malzemelerin hepsini Metro'da tek bir bölümde, altalta birkaç rafta bulabiliyorsunuz. Bu tarifin yolculuğu zannedilebileceği kadar dolambaçlı değil, pratik. 



Biz acıyı dengelesin diye yanına karadut şarabı açtık. Tüm tepsiyi iki kişi zevkle tükettik. Denerseniz afiyet olsun şimdiden. Yemek yapmak terapi gibi gerçekten, sonrasında sevdiğiniz bir arkadaşınızla da tüketiyorsanız konuşma kısmı da tamamlanıyor, tam oluyor. Hafifleyin hafta sonunda, keyifle geçirin... Sevgiler...